Roma'nın, kontrolü altındaki kitleleri kontrol altında tutmaya devam etmek için kullandığı en önemli mekanizma belki de "Karşıtlıkları Kontrol Stratejisi"dir...

Bir şeye karşıtlık veya taraftarlık birbiri ile çok yakındır ve her ikisi de insanın davranışlarını yönlendirme açısından kuvvetl bir etki yaratır.

Roma bir politik sistem olarak taraf olmaz. Taraf olduğu anda ortadan kalkar ve yenilir. Dolayısıyla Roma'nın kendi alanında tek sistem olarak kalması ve kendi sistemi içinde karşıtlıkları kontrol edebilmesi gerekir.

Bu nedenle Roma mekanizması kendisine rakip bir sistem gördüğünde yada oluştuğunda, bunu yok edene kadar savaş konumuna geçer. Bu süreç yüzyılları da alsa böyledir.

Osmanlı İmparatorluğu, Roma'ya alternatif bir sistemdi, gerçek bir rakipti. Roma'nın kendi tarihinde onu bastırmış ve rakip olmuş ikinci sistemdi diyebiliriz. Diğer sistem ise Endülüs İmparatorluğu'ydu. Görüldüğü üzere Roma'nın bir türlü şifresini kıramadığı ve karşılaştığı zaman yenildiği iki sistem de Müslüman İmparatorluklardı. Bu imparatorlukları yüzyıllar sonra çeşitli savaş stratejileri ile yıktıktan sonra, şimdi tekrar başını kaldırmaya ve yeniden var olmaya çalışıyor. Boris Johnson'un açıklaması bunun en üst ağızdan itirafı oldu ama biz zaten senelerdir en ince ayrıntısına kadar Roma'nın tüm yapısını ve planlarını ortaya serimlemekteydik.

Roma'nın gizli kalma stratejisi aslında geçen yüzyıllar, hatta bin yıllardan gelen deneyime dayanıyor. Roma mekanizması görünür olduğunda yıkılıyor, bu net. Şimdi bambaşka bir yoldan deniyor, insaniyeti ortadan kaldırırsam başarabilir miyim, sorusunun cevabını arıyor. Yine başaramayacak ama tabii bu süreç bir hayli acılara da sebep olacaktır. Neticede şeytanlık olduğu sürece Roma farklı şekillerde karşımıza çıkabilir, tabii bizler gerekeni yapmazsak.

İşte ilk gereken de şu; Roma'nın kitle kontrol mekanizmalarından birinin içinde olup olmadığımızın farkında olmak, daha doğrusu farkına varmak... Çünkü eğer iyi bir 1909 Hakikati öğrencisi değilsek, muhtemelen bu kontrollü karşıtlıklardan birinin içine çoktan düşmüşüz demektir.

Bu stratejide en önemli yöntem, karşıtlıkları dizayn etmek, karşıtlığı omuzlayacak kontrol altındaki elemanları hazırlayıp, gereken yere yerleştirmek, karşıtlık tetiklendiğinde bu kişilerin karşıt kitlelerin sözcüsü konumuna getirilmesi... Böylece kitleyi idare edenler yoluyla, karşıtlık söylemi kitle söylemi haline gelebilir.

Tabii bunun yapılabilmesi için ciddi bir tiyatro kabiliyeti gerekiyor. İyi eğitimli bir tiyatrocudan daha iyi bir oyunculuğu ancak karakteri ve kişiliği ortadan kaldırılmış kişiler sağlayabilir. Neticede oyunculuğun özü inandırıcılıktır ve karakteri aşırı bozulmuş kimseler, sizi aslında olmadıkları kimseler olduklarına inandırarak kontrol devresine dahil olmanız için sizi yönlendirirler. O kadar inandırıcıdırlar ki, bir insanın o kadar karaktersiz olabileceğine ihtimal vermediğiniz için bile bu tuzağa düşebilirsiniz. Ve öyle yalan söyleyebilirler ki, aklınız bunu almaz.

Karşıtlık bilincinin oluşturulması süreci çocukluktan, futbol ve benzeri takım sporlarına biraz aşırı bir tutku oluşturulmasıyla başlar.

Daha sonra sırf bu iş için üretilmiş ideolojilerle devam eder. Fanatik futbol taraftarlığı ile fanatik ideolojik taraftarlık arasındaki benzerlikleri herkes fark etmiştir ama bunların bizi neye hazırladığını anlamak mümkün olmaz.

Zihin bir kez bu şekilde "eğitime" tabi tutulduktan sonra, hemen her konuda karşıtlıklar oluşturulur. Bu karşıtlıkların sözcüleri olur ve bizler de zihinsel alışkanlık ve biraz da sürü psikolojisi ile bu kümelerden birine dahil olur, tuzağa düşeriz. Oysa her iki taraf da aslında aynı merkeze hizmet eder, biz de bunun farkında olmadan kendimizi doğru tarafta zannederiz. Oysa her iki taraf da doğru değildir.

Bu tuzaktan kurtulmanın yolu basit;

Küresel politik sistemin Roma merkezli kurulmakta olduğunu, medyada yoğun yer bulan, sürekli tartışılan tüm karşıtlıkların "onaylanmış" karşıtlıklar olduğunu ve bunlardan birine kalıcı olarak dahil olduğumuzda Roma'ya çalışacağımızı bilmemiz gerekir. Uzun süreli medya karşıtlıkları, uzun süreli gündemi yani kitlesel söylemi kontrol amaçlı kurgulanan karşıtlıklardır. Bazen daha kısa süreli karşıtlıklarla geçici gündem kontrolü süreçleri yürütülebilir. Bunlara düşmek daha kolaydır. Medya bir şeye çok odaklanmanızı istiyorsa hemen kafanızı kaldırıp etrafınıza bakınmanızda fayda vardır.

Bazen karşıtlık öyle ince kurgulanır ki, bunu bilsek bile taraf olma gereği hissederiz çünkü kendi değer yargılarımız da bize bunu söyler. Burada karşıtlıklar verili durumları çarpıtma yoluyla ( genelde yalan söyleyerek) oluşturulur ama bu tür karşıtlıklar geçicidir ve kriminal analiz yöntemleriyle çözülebilir.

Kontrollü karşıtlıklar gündemi ve kitleyi kontrol eder.

Kitlenin gündemini belirler. Asla sorun çözücü değil, gündemi işgal edicidir. Sürekli konuşan insanları görürsünüz ama asla çözüm üretilmez.

Kitlenin tartışması istenen neyse o yönde karşıtlık oluşturulur. Taraflara sızmış elemanlar, öne çıkar ve tartışmayı istenen yöne çeker. Bu yönün dışına taşan faktörler devreye girdiğinde ona tepki vermez, yok gibi davranır. Profesyonel etki ajanları böyle çalışır.

Öyleyse yapmamız gereken karşıtlığın parçası olmak değil, doğruyu bulup çıkarıp bunu etkili biçimde iletmek. İnsanları pasifize etmek yerine harekete geçmeye motive etmek, farklı fikirlerin çıkmasına destek olmak olmalı. Tabii ki yöntemi bu yönde de manipüle etmek isteyeceklerdir ama neticede iki karşıt küme altına toplamak mecburiyetindeler.

Aktif bir zihinle bu oyuna karşı savaşmak son derece etkili sonuçlara yol açabilir.

Karşıtlıkları etkili kontrol etmek için akıl yürütmeyi engellemek, bunun için de kitleyi öfkelendirmek, kızdırmak, karşıttan nefret ettirmek, korkutmak gerekir. Bu duygular akıl yürütmeyi durdurur ve aslında sizin tarafınızda zannettiğiniz kişinin , gerçek düşmanınız olan ama görünmeyen 3.tarafın (Roma'nın) elemanı olduğu gerçeğini görmenizi engeller.

Mesela Rusya-Ukrayna savaşında her iki taraf da küresel merkeze bağlı hareket eder. Bu merkez zaten savaşı da planlar. Ülkeler ve halkları da biçilen görevi yerine getirir. Esas amaç Rusya ve Ukrayna'nın kazancı yada kaybı değil, küresel sisteme bu savaşın yapacağı katkıdır. Mesela Ukrayna halkı ayaklanıp kendi hükümetini devirse, savaş biter. Ancak bunun olmasını engelleyecek olaylar tezgahlanır. Rusların savaşın başında yaptığı toplu tecavüzler gibi yöntemlerle halk hem korkutulur hem de nefret duydurularak savaşma arzusu kamçılanır çünkü bizzat Rusya, Ukrayna hükümeti yıkılsın ve savaş bitsin istemez. Çünkü savaş kararı merkezden alınmıştır ve savaşanlar bu emre itaat eder. Dolayısıyla aslında Ukrayna hükümeti Rus hükümetinin Ukrayna halkına karşı müttefikidir. Amaç savaşı kazanmak değil, savaşı devam ettirerek kendi halkları üzerindeki dış merkezin (Roma'Nın) kontrolünü sağlamlaştırmaktır.

Kontrollü karşıtların en önemli özelliği merkezden emir geldiğinde bir anda aynı amaç etrafında birleşmeleri ve aynı "düşünmeye" başlamalarıdır.

Bu karşıtlık stratejisini algılamak son derece zor bir iştir, özellikle de kriz başladıktan sonra...

Bu stratejinin farkında olmak, yüksek bir farkındalık halidir ve yüksek gerçek bilgi seviyesi ile desteklenmesi zaruridir. Bu nedenle 1909 Hakikati'ni öğrenmeden bu bilinci sağlıklı barındırmak zordur.

Gerçek bilgiye dayalı bilinç bizi yalana dayalı sahte ve kontrollü karşıtlık bilincinden uzak tutar...